Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim,ya da asla birini severken karşılığını beklemedim...
Dostluğuma değer biçmedim, sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim...
Sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim...
Bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım...Ama hata insana mahsustur dedim..Affettim, af diledim..
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim..
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar. Belki de içten içe sinsice güldüler...
Ama asıl unuttukları şuydu... Ben aldanmadım...
Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar...
Bir insan kaybının ne olduğunu bilemedikleri için...
Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için..
Oysa ben hiç insan kaybetmedim...Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar..
6 Kasım 2012 Salı
" Ne şimdi gel, Ne de bir gün git "
Sigaramı söndürdükten sonra son yudumumu da aldım biramdan. Şişeyi
oturduğum koltuğun sağ yanına bıraktım diğer boş şişelerin yanına. Yeni
bir sigara yakmak için ayaklarımı uzattığım sehpaya doğru eğildim.
Paketin boş olduğunu fark ettim. Hayatta beni iki şey çok kızdırırdı.
Birincisi bu saatte biten sigara, ikincisi sevişirken çok gürültü yapan
yan komşum. Geriye yaslandım, gözlerimi kapadım. Uyumam için illa
yatağımda olmam gerekmiyordu. Her an, her yerde uyuyabilirdim. Tam
dalmak üzereydim ki kapının zili ile irkildim. Çok şaşırmıştım. Uzun
zaman olmuştu kapım çalmayalı. Nasıl çaldığını bile unutmuştum. Kapıcı
dahi uğramazdı bana. Tekrar kapadım gözlerimi, birinin ışığı yakmak
isterken yanlışlıkla çaldığını düşündüm. Fakat bir daha çaldı kapı.
Yavaşça kalktım yerimden, ağır ağır kapıya ilerledim. Kim olduğunu bile
sormadan açtım kapıyı. Öylece baktım kapıdakine hiçbir şey demeden.
“ Ben geldim.”
“ Hoş geldin ama sen kimsin?”
“ Önemli mi?”
“ Değil. Neden geldin?”
“ Yalnızlığını bölmeye geldim.”
Ayakkabılarını çıkarıp fırlattı kenara. Sanki kendi eviymiş gibi
rahattı. Direk salona doğru ilerledi defalarca gelmiş gibi eve. Hemen
gittim arkasından cebindeki sigarasını ve cep telefonunu çıkarıp
sehpanın üzerine bıraktı. Sertçe oturdu koltuğa. Kim olduğu önemli
değildi ama sigarasının olması iyiydi. Hiç sormadan paketinden bir
sigara alıp yaktım. Hemen yanı başına oturdum. Yaslandım geriye, kapadım
gözlerimi… Dudaklarımda hissettiğim sıcaklıkla açtım gözlerimi.
Dudakları dudaklarımdaydı.
“ Ne yapıyorsun?”
“ Yalnızlığını bölüyorum.”
“ Neden?”
“ İstemez misin?”
“ İstemem…”
Geri oturdu yerine. Etrafı süzdü bir süre. Sonra bana baktı.
Gözlerimin tam içine. Çok güzel gözleri vardı. Elleriyle saçlarını
geriye doğru taradı.
“ Niye? Niye istemezsin?”
“ İstemem işte. Alışmışken yalnızlığa, istemem gelip bölmeni,
gidersin sen de bir gün. Gelip böldüğün yalnızlığıma terk eder gidersin
beni.”
“ Bir şans ver, belki ben gitmem?”
“ Bir gün gidersin. Yarım kalır o zaman her şey. Şimdikinden daha
ağır gelir yalnızlık. Beni alıştırırsın sana, sonra sensizlikte boğarsın
beni. Yalnız uyandığım her günü zehir edersin bana. Alışırsam
sıcaklığına, sen gidince üşürüm. O yüzden sen ne şimdi gel, ne de bir
gün git.”
Yavaşça kalktı yerinden. Cep telefonunu koydu cebine. Sigarayı da
almak için eğildi. Vazgeçti sonra. “ Sigara kalsın” dedi. Odanın
kapısına kadar ağır ağır ilerledi. Döndü bana baktı. Çıktı odadan.
Kapının kapandığını duyunca anladım gittiğini. Yaslandım geriye kapadım
gözlerimi. Yalnızlığımla kaldığım yerden devam ettim uyumaya.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)