“ Ben geldim.”
“ Hoş geldin ama sen kimsin?”
“ Önemli mi?”
“ Değil. Neden geldin?”
“ Yalnızlığını bölmeye geldim.”
Ayakkabılarını çıkarıp fırlattı kenara. Sanki kendi eviymiş gibi
rahattı. Direk salona doğru ilerledi defalarca gelmiş gibi eve. Hemen
gittim arkasından cebindeki sigarasını ve cep telefonunu çıkarıp
sehpanın üzerine bıraktı. Sertçe oturdu koltuğa. Kim olduğu önemli
değildi ama sigarasının olması iyiydi. Hiç sormadan paketinden bir
sigara alıp yaktım. Hemen yanı başına oturdum. Yaslandım geriye, kapadım
gözlerimi… Dudaklarımda hissettiğim sıcaklıkla açtım gözlerimi.
Dudakları dudaklarımdaydı.
“ Ne yapıyorsun?”
“ Yalnızlığını bölüyorum.”
“ Neden?”
“ İstemez misin?”
“ İstemem…”
Geri oturdu yerine. Etrafı süzdü bir süre. Sonra bana baktı.
Gözlerimin tam içine. Çok güzel gözleri vardı. Elleriyle saçlarını
geriye doğru taradı.
“ Niye? Niye istemezsin?”
“ İstemem işte. Alışmışken yalnızlığa, istemem gelip bölmeni,
gidersin sen de bir gün. Gelip böldüğün yalnızlığıma terk eder gidersin
beni.”
“ Bir şans ver, belki ben gitmem?”
“ Bir gün gidersin. Yarım kalır o zaman her şey. Şimdikinden daha
ağır gelir yalnızlık. Beni alıştırırsın sana, sonra sensizlikte boğarsın
beni. Yalnız uyandığım her günü zehir edersin bana. Alışırsam
sıcaklığına, sen gidince üşürüm. O yüzden sen ne şimdi gel, ne de bir
gün git.”
Yavaşça kalktı yerinden. Cep telefonunu koydu cebine. Sigarayı da
almak için eğildi. Vazgeçti sonra. “ Sigara kalsın” dedi. Odanın
kapısına kadar ağır ağır ilerledi. Döndü bana baktı. Çıktı odadan.
Kapının kapandığını duyunca anladım gittiğini. Yaslandım geriye kapadım
gözlerimi. Yalnızlığımla kaldığım yerden devam ettim uyumaya.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder